Sağlam Galatasaraylı, müzik hastası ve yalnızlık ustası bu adamı severek takip ettim hep.. Burdan size bir okuyun baskısı yapmak zorunda hissettigim için degilde, kendimi buldugum bir adamı ön plana çıkarmak için yazmaktayim..(niye boyle bir açıklama yaptıysam, oyle bir ihtiyacıda yok gayetde??). Zat-i muhterem çokça gazetelerde boy gösteriyor, daha dogrusu yaziyor, çiziyor, kısacasi uçuyor ve kaçıyor..Kimi zaman taksimde birasini yudumlarken ve sigarasini tüttürürken görüyorsunuz, kimi zaman ise ev hapsinde oldugunu kose yazılarından fark ediyorsunuz.. Bugun çete ile sabah kahvaltımzı dışarıda bir yerde yaparkene, derginin birinde yapılmış bir roportaja acayip takıldım ve şaşırdım..Bu kafada olan bir adam evlilik kararı almış ve nasıl oldugunu kendi de pek anlayamadan.. Yalnızlığın insan hayatında hep bariz bir gerçeklik oldugunu savunmusumdur, sevgili zat-ı muhteremimiz ise bununla butunleşmistir hatta..Oyle ki arkadas grubu ile gidilen bir festivalde bile, bu butunlesmislikten ötürü, grubu terk edip konserleri yalnız izleyerek takıldıgını bile yazıp çizmiştir.. İste tam da burasına acayip takıldım ve içimden gerçekten; ''hayat süprizlerle dolu'' dedim.. Artik kendisine mutluluklar diliyorum,ve okumaktan vazgeçmeyecegim diyorum:)) Siz de okuyun, güldürsün, eglendirsin sizide..
29 Ağustos 2010 Pazar
19 Ağustos 2010 Perşembe
Soguk Biseyler
Bu aralar cok fazla icecek vaktim oldugundan nerdeyse her haftasonu aksatmadan mesaime devam edeiyorum.Herkesin bilmis oldugu ve artik icimi daraltan mekanlardansa acik havada sarapci gibi takilmayi cok ama cok seviyorum..Biraz ordan biraz burdan, soguk bir sarap arti sprite ile acilis yapip farkli piizlemelerle geceme devam etmeyi tercih ediyorum. Yok ben o kafada degilim giderim bangir muzik altinda, sidik birami yudumlarim ve dansima bakarim diyorsaniz buraya kadar okumak ile cok buyuk bir hata ettiniz. Zira yazdiklarimin sizinle hic alakasi yok ..Oncelikle bu bunaltici sicaklarda pufur pufur bir yer yok, kafaniz guzel olmadan uyuyamasiniz..Caddebostan sahil veya Kadikoy ara sokaklarda demlenin sonrada keyfinize bakin diye oneriyorum.. En cok giden soguk bira ve beyaz sarap, sprite ikilisi..Ben bunlardan cok keyif aliyorum..Tavsiye ederim..Afiyet olsun.
17 Ağustos 2010 Salı
Gönül Borcu!!
4 Nisan 1979 - 22 Ocak 2008 (R.I.P.)
Ben hiçbir aktorden bu zat-ı muhteremden etkilendigim gibi etkilenmedim sanırım. Olumude tam su an oldugum yasta basına geldi. Iyıler çok yasamıyor, kendim icinde kotu olmayı diliyorum. Uzunca bir sure buralarda olmadıgımdan gelir gelmez, yarım kalan ve dostları tarafından tamamlanmıs olan son filmini izledim. Gozumden bir damla yas suzulerek.Herkese tavsiye ederim, tabi benim kadar begenir misiniz bilmem? Bir insan bu is için bicilmis kaftan oldugunu belli ediyor, yelpazesinde barındırdıgı onca guzel rengi harmanlayıp tuvale oyle bir fıskırtıyor ki, tam anlamıyla buyuleniyorsun. Oynadıgı her rol icin, tukettigi her nefes icin binlerce kez tesekkur ediyorum huzurlarınızda. Bu gec kalmıs yazıyıda kendisine itaf ediyorum. Rahat uyu!!
16 Ağustos 2010 Pazartesi
Scott Pilgrim vs. the World, afişe gel afişe!!
Bir eğlencelik daha, vizyona girmeden (ki bizde acayip zor) beni heycanlandırmaya yeter bir afişe sahip. Ben boyle hareketli ama bir o kadar da sigara dumanı gibi olan filmleri çok seviyorum. İzledikten sonra üstünüzde kokusu kalıyor. Daha ne olsun adam kız arkadaşının kalbini kazanmak için dünyaya meydan okuyor. Bol bol testesteron vaad etmiyor film ama kafası oyle gibi duruyor. Merakla bekliyorum zaten kopyası falan çıksın direk alacagım, ben oyle bekleyemem vizyon falan sabırsızım arkadaşım ne yapayım? Bulursanız izleyin derim pişman olmazsınız, olursanızda bana ne :)
Haydi hayırlı trrasşlar!!
Uzak Ara!!
Bilmiyorum insan sürekli bir değişim içinde midir? Yoksa değişim insanın içinde midir? Tam da bu ikilemden yola çıkarak, yeniden şekillenen hayatımı sorguluyorum. Yaklaşık olarak bir aydır boyle. Bu sayfalara yazmamı saglayan insan artık hayatımda degil. Geriye kalan bir yazma alışkanlıgı bırakarak, herkes kendi yoluna devam etti. Ben ise nerde kaldıgım hatırlayamıyorum ve bir oraya bir buraya savrulmaya devam ediyorum. Zaman insanı gerçekten yoran bir kavram, mesafe ise kendine ve çevresine uzaklaştıran yegane araç. Bu ikisini toplayıp çıkarınca geriye ben kalıyorum:) Su an durumum bundan ibaret. Yapmaktan keyif aldıgım şeyler, hayallerim, isteklerim, ideallerim, bir bir bana veda ediyorlar gibi geliyor. Banada oturup seyretmek, üstünede bir kadeh birşeyler içmek ve tellendirmek kalıyor.Ama biliyorumki tadı boyle çıkıyor Dünyanın, değiştikçe, değiştirdikçe. Tüm kalbim ile kucaklıyorum gelenleri, geçmişe sıcak bir hoşçakal demekten başka birşey yapamıyorum.Ve tüm bu noktada herkes çok ama çok mutlu olsun diyorum..Yeni bir yayın hayatıma daha başlıyorum.Daha çok mesai harcayacagım söz.
P.S. Sozleri sadece kendime veriyorum..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





