26 Aralık 2010 Pazar

Cihangir ve Sezyum



Çok acayip bir kış ayı geçiyor hepimiz için, içimiz dışımıza çıktı resmen, bir sıcak bir soğuk giden aylar. Tabiki bu güzel havaları fırsat bilen bizler kendimizi dışarılara atıyoruz. Ben de bir cuma gecesi programını arkadaşımda kalarak süper bir şekilde bitirdim. Sabahta Cihangir'de kahvaltı ile taçlandırdım. Çok ağdalı sofraları böyle geceler sonrasında çokta tercih etmem, bir çay bir poğçaya tav olurum. Yanında da gazete ve güzel bir sohbet ile günü yakalamak diye ben buna derim işte!! Bu betimlediğim tablonun içine bir de en sevdiğim ve severek okuduğum insanlardan birini görerek devam etmek günüme daha bir heyecan kattı açıkçası!! Ee ne de olsa Cihangir muhakkak birileri görülecek ama züppe ve yıkılan, abi ve ablaları (respectively) görmektense böyle bir ana denk gelmek Tanrı'nın bir mucizesi idi sanırım. Aynı mekanda arkadaşları ile mütevazi kahvaltısını yapan esas adamım buradan da güle oynaya çıkıp işine gücüne gidiyor ve bir kez daha kendisini takip ettiğim için çok mutlu oluyorum. Ben de hep böyle olmuştur bu iş benim ilgilendiğim insanlarında benimle ortak gündelik zevkleri olması, resmen doğru yolda olduğumun en büyük göstergesi oluyor. Aynen bir double check yapmama mahal veriyor!! Yaşa talaşlı börek ve duble çay, diyorum ve sizleri de sosyalleşmeye çağrıyorum stop!!!

12 Aralık 2010 Pazar

Father's Son


Gerçekten garip bir his. Sevdiğin kardeşini uğurlamak, bunun daha zor olduğunu görüyorum. Uğurlanan olmak, uğurlayan olmaktan çok daha koyuyormuş insana. Ama sonuçta değişim sürüyor. Bir anımız bir anımızı tutmuyor ve hayatın en güzel yanı hiçbir şekilde geriye dönmüyor olması!! Sürekli akan bir nehir gibi, gündüz ile gece gibi her daim bizimle bir yarış içinde. Her anı eşsiz yapan ve yaşanılası kılanda bu bence!!
Ben hep aynı filmi izlemekten çok sıkılırım, hep değişkenlik peşinde koşarım sessiz ve derinden.. Kimselere ilişmeden içimde yaşarım. Bu yüzdende sana sesleniyorum kardeşim, güzel olacak herşey çok daha iyi olacak. Tekrar kucaklaşacağız ve bu sefer her zamankinden daha farklı olacak!!

12 Kasım 2010 Cuma

Şopostrala Kasnalo??



Bu aralar sıkıntı büyük mü, küçük mü belli değil?? Ama durağanlık bazen sıkıcı olabiliyor.Başvurular ve rüzgardaki bir yaprak gibi ordan oraya savrulan ben çıkışlar arıyorum hem de birden fazla..Hal böyle olunca da pek birşey bulunamıyor açıkçası.Güzel bir film izledim yine bu aralarda paylaşmadan edemeyeceğim.Hatta iki tane, orjinal adları ile ''Ondine'' diğeri ise ''Crazy Heart'', ortak payda?? Tarifi mümkün olmayan yalnızlıklar ve her ikisinde de Colin Farell'ın oynuyor olması. Adam gerçekten iyi, ben çok beğenerek rol kesmesini izliyorum ve paletinde ki geniş renk yelpazesine hayran kalıyorum birkez daha.. Bence kendi gözlerinizle görmek için bu iki filmi voltranı oluşturacak şekilde üst üste izleyin ve son kararınızı verin. İkiside alakasız mekanlarda take place..
Biri Phoenix'ten tutunda Houston'a kadar bar, pub eşraflarında geçiyor ve tek başına eski bir country şarkıcısı arabası (artık atın olmamamsı bayağı bir ironik) ile orada noraya geziyor, çalıp söylüyor. Diğerinde ise Colin abizimi İrlanda sahillerinde balık peşinde yuvarlanıyor ve akşamları ise scotch'un dibine vuruyor. Bu kadar tiyo yeter diyorum sahne sizin. Pes...

5 Ekim 2010 Salı

His Infernal Majesty



Screamworks adlı yeni albumlerini bu aralar sıkca dinlemekteyim.Burdan sizlerede tavsiye etmek ve birazcıkta olsa tanıtmak isterim.Açıkçası onceki him albumlerine gore biraz daha elektronik altyapılara sahip ama ben bunu güzel olarak belirtmeliyim. Özellikle ''Scared to death'' şarkısı Villie abimizin biten ilişkisi üzerine kaleme alınmış sözlere sahip, iyi ki de bitmiş demekten kendimi alamıyorum. Bunun dışında '' in the arms of rain'' ve ''Katherine Wheel'' adlı parçaları beğndiğimi söylemeliyim. Album genel olarak bu abilerin müzigini beğenenler için çok fazla bir değişiklik sunmazken, ilk defa dinleyenler için ise ağızda kalan şeker tadını yaklamaya çalışıyor. Deneyin ve görün.


Bu link'den detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz..

http://www.heartagram.com/albums

8 Eylül 2010 Çarşamba

Sheldon!


Son zamanlarda beni bir bu kadar eğlendiren ve güldüren başka bir şey yok sanırım..4 tane bilim insanının sosyalleşme çabalarını ve bu uğurdaki mücadelelerini görünce kendimi kaybediyorum. Tıpkı dünyanın bilgisine sahip olup bunu belli bir potansiyele dönüştürememek gibi bir şey. Bu adamlardaki potansiyel öyle böyle değil ama basit şeylerden sürekli mağlup oluyorlar. Bu da hayatin ne kadar kompleks olduğuna bir kez daha işaret ediyor benim için. Bu kadar saçmalık yeter, izleyin ve kendi gözleriniz ile görün, eminim bana hak vereceksiniz. Geçenlerde çok hoşuma giden bir söz öbeği gördüm ve tamda bu 4 kahramanımızın karmaşık hayat mücadelesi ile biraz benzeştiğini düşündüğüm için buraya karalamak istiyorum izninizle.

Jasmin Alves'' tanrının en azından erkek olmadığı kesin zaten, tanrı erkek olsa, her şey çok basit, non-sofistike, siyah-beyaz olurdu. bu kadar karmaşık olduğuna göre zaten kafadan kadın..''


İsmi yazılı zat-ı muhtereme ait olan bu entry ve diziden aldığım enerji tam olarak bu cümlelerin içinde saklı. Kesinlikle Sheldon ve eşrafının bu denli zorlanmasını gerektirecek bir dünya içindeyiz. Son cümle izleyin ve kahka tufanına sizlerde katılın.İyi eğlenceler.

Link..

29 Ağustos 2010 Pazar

Topesto ve Riko

Sağlam Galatasaraylı, müzik hastası ve yalnızlık ustası bu adamı severek takip ettim hep.. Burdan size bir okuyun baskısı yapmak zorunda hissettigim için degilde, kendimi buldugum bir adamı ön plana çıkarmak için yazmaktayim..(niye boyle bir açıklama yaptıysam, oyle bir ihtiyacıda yok gayetde??). Zat-i muhterem çokça gazetelerde boy gösteriyor, daha dogrusu yaziyor, çiziyor, kısacasi uçuyor ve kaçıyor..Kimi zaman taksimde birasini yudumlarken ve sigarasini tüttürürken görüyorsunuz, kimi zaman ise ev hapsinde oldugunu kose yazılarından fark ediyorsunuz.. Bugun çete ile sabah kahvaltımzı dışarıda bir yerde yaparkene, derginin birinde yapılmış bir roportaja acayip takıldım ve şaşırdım..Bu kafada olan bir adam evlilik kararı almış ve nasıl oldugunu kendi de pek anlayamadan.. Yalnızlığın insan hayatında hep bariz bir gerçeklik oldugunu savunmusumdur, sevgili zat-ı muhteremimiz ise bununla butunleşmistir hatta..Oyle ki arkadas grubu ile gidilen bir festivalde bile, bu butunlesmislikten ötürü, grubu terk edip konserleri yalnız izleyerek takıldıgını bile yazıp çizmiştir.. İste tam da burasına acayip takıldım ve içimden gerçekten; ''hayat süprizlerle dolu'' dedim.. Artik kendisine mutluluklar diliyorum,ve okumaktan vazgeçmeyecegim diyorum:)) Siz de okuyun, güldürsün, eglendirsin sizide..

19 Ağustos 2010 Perşembe

Soguk Biseyler

Bu aralar cok fazla icecek vaktim oldugundan nerdeyse her haftasonu aksatmadan mesaime devam edeiyorum.Herkesin bilmis oldugu ve artik icimi daraltan mekanlardansa acik havada sarapci gibi takilmayi cok ama cok seviyorum..Biraz ordan biraz burdan, soguk bir sarap arti sprite ile acilis yapip farkli piizlemelerle geceme devam etmeyi tercih ediyorum. Yok ben o kafada degilim giderim bangir muzik altinda, sidik birami yudumlarim ve dansima bakarim diyorsaniz buraya kadar okumak ile cok buyuk bir hata ettiniz. Zira yazdiklarimin sizinle hic alakasi yok ..Oncelikle bu bunaltici sicaklarda pufur pufur bir yer yok, kafaniz guzel olmadan uyuyamasiniz..Caddebostan sahil veya Kadikoy ara sokaklarda demlenin sonrada keyfinize bakin diye oneriyorum.. En cok giden soguk bira ve beyaz sarap, sprite ikilisi..Ben bunlardan cok keyif aliyorum..Tavsiye ederim..Afiyet olsun.

17 Ağustos 2010 Salı

Gönül Borcu!!

                                                                             4 Nisan 1979 - 22 Ocak 2008 (R.I.P.)





Ben hiçbir aktorden bu zat-ı muhteremden etkilendigim gibi etkilenmedim sanırım. Olumude tam su an oldugum yasta basına geldi. Iyıler çok yasamıyor, kendim icinde kotu olmayı diliyorum. Uzunca bir sure buralarda olmadıgımdan gelir gelmez, yarım kalan ve dostları tarafından tamamlanmıs olan son filmini izledim. Gozumden bir damla yas suzulerek.Herkese tavsiye ederim, tabi benim kadar begenir misiniz bilmem? Bir insan bu is için bicilmis kaftan oldugunu belli ediyor, yelpazesinde barındırdıgı onca guzel rengi harmanlayıp tuvale oyle bir fıskırtıyor ki, tam anlamıyla buyuleniyorsun. Oynadıgı her rol icin, tukettigi her nefes icin binlerce kez tesekkur ediyorum huzurlarınızda. Bu gec kalmıs yazıyıda kendisine itaf ediyorum. Rahat uyu!!


16 Ağustos 2010 Pazartesi

Scott Pilgrim vs. the World, afişe gel afişe!!


Bir eğlencelik daha, vizyona girmeden (ki bizde acayip zor) beni heycanlandırmaya yeter bir afişe sahip. Ben boyle hareketli ama bir o kadar da sigara dumanı gibi olan filmleri çok seviyorum. İzledikten sonra üstünüzde kokusu kalıyor. Daha ne olsun adam kız arkadaşının kalbini kazanmak için dünyaya meydan okuyor. Bol bol testesteron vaad etmiyor film ama kafası oyle gibi duruyor. Merakla bekliyorum zaten kopyası falan çıksın direk alacagım, ben oyle bekleyemem vizyon falan sabırsızım arkadaşım ne yapayım? Bulursanız izleyin derim pişman olmazsınız, olursanızda bana ne :)

Haydi hayırlı trrasşlar!!

Uzak Ara!!

Bilmiyorum insan sürekli bir değişim içinde midir? Yoksa değişim insanın içinde midir? Tam da bu ikilemden yola çıkarak, yeniden şekillenen hayatımı sorguluyorum. Yaklaşık olarak bir aydır boyle. Bu sayfalara yazmamı saglayan insan artık hayatımda degil. Geriye kalan bir yazma alışkanlıgı bırakarak, herkes kendi yoluna devam etti. Ben ise nerde kaldıgım hatırlayamıyorum ve bir oraya bir buraya savrulmaya devam ediyorum. Zaman insanı gerçekten yoran bir kavram, mesafe ise kendine ve çevresine uzaklaştıran yegane araç. Bu ikisini toplayıp çıkarınca geriye ben kalıyorum:) Su an durumum bundan ibaret. Yapmaktan keyif aldıgım şeyler, hayallerim, isteklerim, ideallerim, bir bir bana veda ediyorlar gibi geliyor. Banada oturup seyretmek, üstünede bir kadeh birşeyler içmek ve tellendirmek kalıyor.

Ama biliyorumki tadı boyle çıkıyor Dünyanın, değiştikçe, değiştirdikçe. Tüm kalbim ile kucaklıyorum gelenleri, geçmişe sıcak bir hoşçakal demekten başka birşey yapamıyorum.Ve tüm bu noktada herkes çok ama çok mutlu olsun diyorum..Yeni bir yayın hayatıma daha başlıyorum.Daha çok mesai harcayacagım söz.

P.S. Sozleri sadece kendime veriyorum..

Hakkımda